Iğdır Üniversitesi Rektör Danışmanı Doç. Dr. Oğuz Doğan, kültürel diplomasinin yalnızca tanıtım çalışmalarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, üniversitelerin, öğrencilerin ve diasporanın bu süreçte üstlendiği role dikkat çekti.
Kültürel diplomasi son yıllarda ülkeler arasındaki ilişkilerin önemli başlıklarından biri haline gelirken, bu alandaki çalışmaların nasıl yürütülmesi gerektiği de daha fazla tartışılıyor. Iğdır Üniversitesi Kültürel Diplomasi ve Diasporadan Sorumlu Rektör Danışmanı ve Türk Dünyası Öğrenci Değişim Programları Koordinatörü Doç. Dr. Oğuz Doğan, konuya insan merkezli bir perspektiften yaklaşıyor.
“Tanıtımdan önce karşılıklı anlayış gerekiyor”
Doğ. Dr. Oğuz Doğan’a göre kültürel diplomasi, bir ülkenin kendi değerlerini anlatmasından ibaret değil. Sürecin başarılı olabilmesi için karşı tarafın da dinlenmesi ve anlaşılması gerekiyor.
Doğan, kültürler arası ilişkilerde insanların yaşadığı deneyimlerin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Bir ülkenin tanıtım kampanyalarıyla anlatılabileceğini ancak kalıcı bir iz bırakmanın doğrudan insan ilişkileriyle mümkün olduğunu ifade ediyor.
Bu nedenle kültürel diplomasi çalışmalarında güven, karşılıklı iletişim ve samimiyet ön plana çıkıyor.
Üniversiteler neden önemli?
Doğan’ın değerlendirmelerinde üniversiteler özel bir yere sahip. Çünkü üniversiteler, farklı ülkelerden gelen insanların uzun süre aynı ortamda bulunduğu kurumlar olarak kültürlerarası iletişim için doğal bir zemin oluşturuyor.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye'de yaşadığı deneyimin yalnızca derslerden oluşmadığını belirten Doğan, öğrencinin arkadaşlıklarının, sosyal çevresinin ve günlük yaşamının da ülke algısını şekillendirdiğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle üniversitelerin uluslararası öğrencileri yalnızca eğitim alan bireyler olarak değil, Türkiye ile kendi ülkeleri arasında bağ kurabilecek gençler olarak değerlendirmesi gerektiği düşünülüyor.
Türk dünyasında yeni nesil iletişim
Türk dünyasıyla ilişkilerde öğrenci değişim programlarının önemli bir araç olduğunu belirten Doç. Dr. Oğuz Doğan, ortak tarih ve kültürün tek başına yeterli olmadığını ifade ediyor.
Türkiye'deki gençlerin Orta Asya'daki şehirleri ve toplumları doğrudan tanıması, aynı şekilde Türk dünyasındaki öğrencilerin Türkiye'yi yerinde deneyimlemesi, karşılıklı anlayışın gelişmesine katkı sağlıyor.
Ancak Doğan, başarının yalnızca değişim programlarına katılan öğrenci sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini savunuyor.
Asıl hedef; öğrencilerin birlikte üretmesi, araştırması ve eğitim sonrasında da iletişimlerini sürdürebilmesi.
Diasporada tek tip yaklaşım yerine farklı ihtiyaçlar
Diaspora konusunda da farklı bir yaklaşım gerektiğini belirten Doğan, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan toplulukların aynı şartlara sahip olmadığını ifade ediyor.
Farklı kuşakların ve ülkelerin farklı beklentileri bulunduğuna dikkat çeken Doğan, diaspora çalışmalarının masa başında hazırlanmak yerine doğrudan insanların ihtiyaçları dinlenerek şekillendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye ile bağların korunmasının önemli olduğunu belirten Doğan, diaspora bireylerinin yaşadıkları toplumlarda başarılı ve üretken bireyler olmalarının da desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Iğdır’dan Türk dünyasına açılan akademik kapı
Doç. Dr. Oğuz Doğan’ın çalışmalarında Iğdır’ın coğrafi konumu da önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Kafkasya ve Türk dünyasına yakınlığı nedeniyle Iğdır'ın yalnızca sınır kenti olarak değil, kültürel ve akademik etkileşim merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doğan, üniversitenin bu potansiyeli daha fazla kullanabileceğini ifade ediyor.
Öğrenci değişimleri, ortak akademik çalışmalar, yaz okulları, dil eğitimleri ve kültürel miras projeleri bu hedefin önemli araçları arasında yer alıyor.
Kültürel miras gösteriden ibaret değil
Halk bilimi alanındaki çalışmalarına da değinen Doğan, kültürel mirasın yalnızca sahnede sergilenen geleneksel unsurlardan oluşmadığını belirtiyor.
Bir geleneğin arkasında toplumların hafızası, yaşam biçimi ve tarihsel deneyimlerinin bulunduğuna dikkat çeken Doğan, kültürel mirasın anlamıyla birlikte aktarılması gerektiğini vurguluyor.
Nevruz ve âşıklık geleneği gibi değerlerin yalnızca görsel etkinliklere dönüştürülmesi yerine, bu geleneklerin toplumsal anlamlarının da gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade ediyor.
Dijital çağda kültürel diplomasi
Sosyal medya ve dijital platformlar ise kültürel diplomasinin yeni araçları arasında gösteriliyor.
Doğan’a göre bir uluslararası öğrencinin kendi ülkesindeki takipçilerine Türkiye'deki yaşamını anlatması, büyük bir tanıtım kampanyasından daha doğal bir etki oluşturabiliyor.
Burada en önemli unsur ise samimiyet. İnsanların önceden hazırlanmış metinleri tekrarlaması yerine kendi deneyimlerini kendi ifadeleriyle anlatması, kültürlerarası iletişimi daha güçlü hale getiriyor.
Etkinlik bittiğinde ilişki devam ediyor mu?
Doç. Dr. Oğuz Doğan’ın kültürel diplomasi anlayışında en önemli ölçütlerden biri sürdürülebilirlik.
Bir etkinliğin kaç kişi tarafından izlendiğinden çok, etkinlik sonrasında nelerin ortaya çıktığı önem taşıyor.
Yeni bir akademik çalışma başlıyor mu?
Öğrenciler iletişimlerini sürdürüyor mu?
Kurumlar yeni projeler geliştiriyor mu?
Farklı ülkeler arasında yeni bağlantılar kuruluyor mu?
Bu soruların yanıtları, kültürel diplomasi çalışmalarının gerçek etkisini ortaya koyuyor.
Yeni hedef: Kalıcı bağlar oluşturmak
Doç. Dr. Oğuz Doğan, görev alanı kapsamında Türk dünyası ve diaspora ile ilişkilerin daha düzenli bir yapıya kavuşturulmasına önem veriyor.
Ortak araştırmalar, gençlik buluşmaları, Türkçe öğretimi, dijital kültür arşivleri ve mezun ağlarının geliştirilmesiyle uzun vadeli bir iletişim ağı oluşturulması hedefleniyor.
Doğan’ın yaklaşımında kültürel diplomasi, bir ülkenin kendisini anlatmasından çok daha fazlasını ifade ediyor.
Sonuçta hedef; farklı ülkelerden insanların birbirini tanıması, birlikte üretmesi ve yıllar sonra dahi devam eden ilişkiler kurabilmesi.