Singapur Ulusal Üniversitesi Tıp Fakültesi, DayOne ve Cortical Labs iş birliğiyle insan nöronlarını bilgisayar teknolojisiyle birleştiren biyolojik veri merkezi projesi hayata geçirildi. Canlı beyin hücreleriyle çalışan CL1 ünitelerinin, yapay zekâ araştırmaları ve ilaç geliştirme süreçlerinde yeni olanaklar sunması hedefleniyor.
Proje kapsamında Ağustos 2026 itibarıyla tesise 20 adet CL1 biyo-bilgisayar ünitesi alındığı bildirildi. İnsan kök hücrelerinden türetilen nöronların elektriksel sinyallerini kullanan sistem, biyolojik işlem gücüyle geleneksel silikon tabanlı bilgisayarları aynı platformda buluşturuyor.
Canlı Nöronlar Bilgisayar Sistemleriyle Birleştirildi
CL1 ünitelerinde, özel yaşam destek sistemleri içerisinde canlı tutulan yaklaşık 200 bin ila 800 bin arasında insan nöronu bulunuyor. Hücrelerin elektriksel aktiviteleri, bilgisayar sistemleriyle iletişim kurmak ve belirli görevleri yerine getirmek için kullanılıyor.
Singapur Ulusal Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörobiyoloji Direktörü Profesör Rickie Patani, biyolojik sistemlerin mühendislik teknolojileriyle birleştirilmesinin özellikle nörolojik hastalıkların araştırılması ve yeni ilaçların geliştirilmesi açısından önemli fırsatlar sunabileceğini belirtti.
Cortical Labs araştırmacılarının daha önce gerçekleştirdiği deneylerde de canlı nöron ağlarının Pong gibi basit video oyunlarını öğrenebildiği gösterilmişti. Bu çalışmalar, biyolojik hücrelerin çevreden gelen sinyallere tepki vererek görev odaklı davranışlar geliştirebildiğini ortaya koydu.
Yapay Zekâda Enerji Tüketimine Alternatif Olabilir
Biyolojik bilgisayar teknolojisinin öne çıkan hedeflerinden biri, geleneksel veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimine alternatif oluşturabilecek sistemler geliştirmek. Canlı nöronların düşük enerjiyle sinyal işleyebilmesi, gelecekte bazı özel hesaplama görevlerinde avantaj sağlayabilir.
Araştırmacılar, bu teknolojinin ilaç keşfi, nörolojik hastalık modellemesi, robotik ve yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi gibi alanlarda kullanılabileceğini değerlendiriyor. Ancak biyolojik bilgisayarların geleneksel işlemcilerin yerini alması için performans, ölçeklenebilirlik, güvenilirlik ve maliyet gibi konularda daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunuyor.
Biyo-bilgisayarların gelişmesiyle birlikte etik tartışmalar da önem kazanıyor. Canlı nöron ağlarının öğrenme kapasitesi ve karmaşıklaşan biyolojik sistemlerin bilinç ya da acı deneyimiyle ilişkisinin bulunup bulunamayacağı, bilim dünyasında araştırılması gereken konular arasında yer alıyor.
İnsan hücreleriyle dijital teknolojileri bir araya getiren bu yaklaşım, bilgisayar mimarisinde yeni bir araştırma alanı açıyor. Bununla birlikte biyolojik sistemlerin yapay zekânın geleceğinde ne ölçüde rol oynayacağı, devam eden deneylerin sonuçlarıyla netleşecek.