AKP kulislerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası döneme ilişkin senaryolar yoğun şekilde tartışılırken, oğlu Bilal Erdoğan’ın siyasi geleceğine dair iddiaların parti içinde huzursuzluğa yol açtığı öne sürülüyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AKP) son dönemde en çok konuşulan başlıklardan biri, Erdoğan sonrası siyasi denge ve liderlik arayışı oldu. Parti kulislerine yansıyan değerlendirmelere göre, bu senaryoların merkezine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yerleştirilmesi, parti içinde ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumda.
Kulis bilgilerine göre Bilal Erdoğan’ın adının giderek daha sık ve yüksek sesle dile getirilmesi, AKP içinde “siyasi miras devri” tartışmalarını beraberinde getirdi. Partinin kuruluş yıllarından bu yana çeşitli kademelerde görev yapmış bazı isimler, bu durumun parti içi dengeleri zorladığını ve liyakat tartışmalarını derinleştirdiğini ifade ediyor.
Rahatsızlık Teşkilatlara Yansıdı
Edinilen bilgilere göre söz konusu rahatsızlık yalnızca üst yönetimle sınırlı değil. İl ve ilçe teşkilatlarında da, “Erdoğan sonrası dönemin aile eksenli bir planlamayla şekillendirildiği” yönünde bir algının yaygınlaştığı dile getiriliyor.
Bazı parti yöneticileri, bu algının sahada motivasyon kaybına neden olduğunu savunurken, uzun yıllardır parti için çalışan kadroların kendilerini dışlanmış hissettiğini öne sürüyor.
“AKP Geleneğiyle Örtüşmez” Eleştirisi
AKP içinde eleştirilerini dile getiren isimler, partinin bugüne kadar sandık, teşkilat çalışması ve liderlik rekabeti üzerinden ilerlediğini hatırlatıyor. Olası bir “aile içi devir” görüntüsünün, partinin kuruluş felsefesi ve siyasi geleneğiyle örtüşmediği görüşü dile getiriliyor.
Bu durumun, yalnızca parti içi dengeleri değil, aynı zamanda muhafazakâr seçmen nezdinde de sorgulamalara yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Kritik Eşik Vurgusu
AKP kulislerinde konuşulanlara göre, Erdoğan sonrası döneme ilişkin tartışmaların önümüzdeki süreçte daha da yoğunlaşması bekleniyor. Parti içinde bir yandan liderlik sonrası denge arayışı sürerken, diğer yandan bu sürecin nasıl yönetileceği AKP’nin geleceği açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.