Ulaş Karasu: “İliç Dosyası Kapanmadı, Adalet Hâlâ Yerini Bulmadı”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İliç maden faciasının ikinci yılı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, geçen zamana rağmen sorumluların ortaya çıkarılmadığını vurguladı. Karasu, acının hâlâ ilk günkü kadar taze olduğunu belirterek, facianın “doğal afet” olarak nitelendirilemeyeceğini, yaşananların açık bir denetimsizlik ve kâr odaklı madencilik politikasının sonucu olduğunu ifade etti.
Karasu, bilirkişi raporları, uzman görüşleri, meslek odaları ve emek örgütlerinin uyarılarının riskin bir anda ortaya çıkmadığını açıkça gösterdiğini belirterek, siyanürlü liç süreçleri, kapasite artışları, yetersiz denetimler ve taşeronlaşmanın bu faciaya zemin hazırladığını söyledi. “İşçi sağlığı ve iş güvenliği, hâlâ kâr hedeflerinin gölgesinde bırakılıyor” diyen Karasu, iktidarın madencilik politikalarının köklü biçimde değişmesi gerektiğini vurguladı.
Faciadan sonra beklenenin güçlü bir kamusal denetim ve çevresel risklerin sıkı kontrolü olduğunu hatırlatan Karasu, buna karşın Türkiye genelinde yüzlerce maden sahasının ihaleye açıldığını belirtti. Tarım alanları, ormanlar, meralar ve su havzalarının madencilik faaliyetleriyle tehdit altında olduğunu dile getiren Karasu, fay hatlarına yakın bölgelerde ve hassas ekosistemlerde siyanürlü madenciliğin sürdürülmesinin kamu yararı anlayışının geri plana itildiğini söyledi.
Karasu açıklamasında, sorumluluğun yıllardır kurumlar arasında dolaştırıldığını, denetim mekanizmalarının kâğıt üzerinde kaldığını ifade etti. TBMM’de kurulan araştırma komisyonunun da hakikati ortaya koymak yerine sorumluluğu dağıtan bir anlayışla çalıştığını savundu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın görev ve sorumluluklarını hatırlatan Karasu, bu yükümlülüklerin birbirine devredilerek ortadan kaldırılamayacağını kaydetti.
Karasu, facia öncesi yapılan uyarıların neden iş durdurma kararıyla sonuçlanmadığını, risk değerlendirmelerinin yeterli olup olmadığını ve taşeronlaşmanın boyutunun araştırılıp araştırılmadığını da sorarak, bu sorular yanıtlanmadan İliç dosyasının kapanmış sayılamayacağını vurguladı.
“Biz bu ülkenin emekçisine kader anlatısı dayatılmasını kabul etmiyoruz” diyen Karasu, İliç’in Soma, Ermenek ve benzeri iş cinayetleriyle aynı denetimsizlik rejiminin ürünü olduğunu ifade etti. Altın madenciliğinde işçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminin bağımsız, düzenli ve şeffaf hale getirilmesi gerektiğini belirten Karasu, liç sahalarının ve siyanür yönetiminin sürekli izlenmesini istedi.
Açıklamasının sonunda Karasu, “İliç’te yitirdiğimiz 9 emekçinin hesabı mutlaka sorulacak. Hakikat bastırılabilir ama toprağın altına gömülemez. İliç’i unutmadık ve unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.